Page 25 - Gıda, Tarım & Haynacılık
P. 25

62 yıldır üretimi destekliyoruz
               Bundan 62 yıl önce, Anadolu’da, sayıları yüzbinlere varan pancar kooperatifi üyesi çiftçinin birikimleriyle tarımı
               ve kırsal kalkınmayı desteklemek için kurulan Şekerbank, bugün de faaliyetlerini aynı amaç doğrultusunda
               “Anadolu Bankacılığı” misyonuyla yürütmektedir.

               Şekerbank, kuruluş misyonu tarımı desteklemek olan ve bugün faaliyet gösteren ülkemizdeki tek özel bankadır.
               Tarım bankacılığı bizim DNA’mızda bulunuyor. Bizim için çiftçimiz sadece müşteri değil, çalışanlarımızın anne
               babası, hasadını bize emanet eden yol arkadaşımızdır.

               62 yıldır Türkiye’nin dört bir yanında üç nesildir çiftçi ailelere hizmet veren bir banka olarak, Türkiye için
               stratejik önemi bulunan tarım sektörüne destek olup tarımsal üretimin artmasına ve kırsal kalkınmaya
               katkıda bulunmaya devam ediyoruz.

               2023 hedefi: Sürdürülebilir kalkınmanın finansmanında liderlik
               Kurucularımızın kırsal kalkınmayı temel alan iktisadi kalkınma hedefini, bugün sürdürülebilir kalkınma
               perspektifinde geliştirerek Cumhuriyetimizin 100. yılı, Şekerbank’ın ise 70. yaşını idrak edeceğimiz 2023’te
               sürdürülebilir kalkınmanın finansmanında lider olma vizyonuyla çalışıyoruz.
               Bilindiği üzere, tarımsal üretimin ve gıda temininin sürdürülebilirliği tüm dünyada gelecek yılların en önemli
               konusu olacaktır. Küresel çapta iklim değişikliği mücadele platformları artsa da doğal kaynaklar korunamıyor
               ve tarımın sürdürülebilirliği azalıyor.

               Dünya genelinde gıda tüketimi, nüfustan hızlı artmaya devam ediyor. 2006-2011 yılları arasında dünyada nüfus
               artışı yüzde 6 olarak gerçekleşmişken, 2012-2025 yılları arasında bu oranın yüzde 16 olması öngörülmektedir.
               Buna karşın, aynı dönemde dünya gıda tüketimi artışının yüzde 11’den yüzde 21’e çıkması bekleniyor. Yapılan
               öngörüler, 2050 yılına kadar sadece dünya nüfusunun doyurulabilmesi için tarımsal üretimin yüzde 70
               oranında artması; gelişmekte olan ülkelerde ise bu oranın yüzde 100 seviyesine çıkması gerekliliğini ortaya
               koymaktadır.

               Ülke olarak, 2023 yılında 150 milyar dolar tarımsal üretim ile dünyanın ilk 5 büyük ekonomisi arasına girmeyi
               hedeflemekteyiz. Ülkemizde artan gıda ihtiyacının karşılanması için tarımda üretimin artırılması, tarım
               alanlarının korunması, üretim maliyetlerinin düşürülerek verimliliğin sağlanması, ayrıca ülkemizin küresel
               rekabette varlığını sürdürebilmesi için de ürün kalitesinin temin edilmesi gerektiği görülmektedir.

               4 saatlik uçuş mesafesinde 1 milyar tüketiciye ulaşma imkanı var
               Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde yaklaşık 3 milyon çiftçi bulunuyor. Tarımsal
               üretim açısından dünyanın 7’nci, Avrupa’nın ise 1’inci büyük ekonomisine sahibiz. İklim avantajı, göreceli
               olarak yeterli toprak ve su kaynağı ile tarımsal üretim için halen kullanılabilecek çok büyük bir potansiyelimiz
               bulunuyor. Diğer taraftan, hem iç pazar hem de bulunduğumuz coğrafya itibarıyla ulaşabileceğimiz nüfus
               büyüklüğü muazzam seviyelerde. 4 saatlik uçuş mesafesinde 1 milyar tüketiciye ulaşma imkanımız bulunuyor.

               Tüm bu olumlu tabloya rağmen Türkiye’de de dünyanın diğer gelişmekte olan ekonomileri gibi, kırsal nüfus ve
               tarımsal işgücü giderek azalıyor. 2002 yılında ülkemizdeki tarımsal istihdam yüzde 33 iken, 2012 yılında yüzde
               25 olarak gerçekleşti. Ülkemizde tarımsal nüfusun giderek azalmasının ve çiftçinin köyden kente göçünün
               temel nedenini, parçalanmış arazi yapısının neden olduğu gelir düşüklüğü oluşturuyor.

               Tarımda öne çıkmış ülkelere bakıldığında, ortalama arazi büyüklüklerinin ABD’de 1.800, İngiltere’de 540,
               Fransa’da 520, Almanya’da 460 ve İspanya’da 240 dekar olduğunu görmekteyiz. Türkiye’de ise ortalama
               tarımsal arazi büyüklüğü 60 dekar olup, bu tarımsal araziler de ortalama 7 ayrı parselden oluşuyor.

               Ülkemizdeki toplam 23,8 milyon hektar tarım arazisi 30 milyon parselden oluşuyor ve bu 30 milyon parselin,
               miras hukukundan kaynaklı bölünmeler sebebiyle 40 milyon sahibi bulunuyor. Parçalanmış arazilerin her biri
               için ayrı tarımsal ekipman ve sabit giderler oluştuğundan çiftçimizin ürün maliyeti artıyor; dolayısıyla geliri
               düşüyor.

               Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bütün bunları göz önüne alarak, geçtiğimiz yıl önemli bir yasanın
               yürürlüğe girmesini sağladı. 15 Mayıs 2014’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6537 sayılı Toprak
               Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda değişiklik yapan Kanun, ülkemiz tarımında yeni bir dönemi başlatan
               çok önemli bir adımdır. Söz konusu yasayla miras hukukundan kaynaklı arazi bölünmelerinin tamamen
               önüne geçilmiştir. Böylece, hissedarların veya mirasçıların aralarında anlaşarak aile ortaklığı yoluyla ya da
               şirket kurarak topraklarını bölmeden tarımsal üretimi sürdürüp gelirlerini hisseleri oranında paylaşabilmeleri
               mümkün hale gelmiştir. Ancak burada Bakanlığın attığı bu önemli adımı ivmelendirmek için finans sektörüne
               de büyük görev düşmektedir.


                                                                         www.time-medya.com  25
   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30